19 Ekim 2012 Cuma

...Football Manager 2013...

Selam arkadaşlar size bu gün Football Manager 2013 ten bahsetmek istiyorum. Belki ben gibi manager oyunlarını seven arkadaslarında yorumları olur. Yaklasık 2001 yılından beri manager oyunlarını takıp ediyorum. O senelerde daha çok CM oyunları oynuyordum ama sonraki yıllarda FM nin oyunları daha ilgimi çekti. Çünkü Cm nin oyun kalitesi Fm nin gerisinde kaldı. Bu seneye kadar İngilizce oynadık manager oyunlarını Türkçe yamalar indirerek ama çok başarılı yamalar değillerdi. Ama bu sene ilk kez Fm 2013 de Türkçe dil seçeneği ile yayınlanacak. Bu oyun adına büyük bir adım. Oyuna 3 D görünümü 2011 den sonra geldi sanırım ama ben hala 2 D ile oynuyorum eminimki bu oyunu oynayan arkadaslarımın çoğuda öyle oynuyordur. Cünkü 3 D grafikleri çok basarılı değil. Aslında oyuna katılacak bir çok şey var . Örneğin  store ve bilet fiyatlarının belirlenmesi ek gelir kaynakları gibi ... Ve Türk takımlarının daha iyileştirilmesi gibi. Oyun genel anlamda saran bir oyun. Anladıktan sonra bırakamıyorsunuz. Bence 2012 gerçekle birebire yakında insallah 2013 de öyle olur . Bu arada 2013 de Kasımın 2 sinde satışa sunulacakmış. Sabırsızlıkla bekliyorum.. Onunda incelemesini yaparız beraber ins.

17 Ekim 2012 Çarşamba

Beşitaşa Büyük Bir Darbe...

Beşiktaşın İtalyan yıldız defans oyuncusu Ferrari CAS davası sonucu haklı bulundu ve Beşiktaştan 8 milyon euro alacak. Mali sıkıntı içersinde bulunan Beşiktaş klubune 1 aylık bir süre verilmiş. Bundan 5 ay önce Ferrari ile Beşiktaş yönetimi 4 milyon 180 bin euroya anlaşmışlar fakat Beşiktaş yönetiminin parayı taksitle ödemek istemesi yüzünden anlaşma bozulmuş..
Bu haberler bir BEŞİKTAŞ lı olarak beni çok üzüyor. Bir asırlık büyük bir camia şimdi ekonomik kriz yasıyor ve insallah yanılırım bu sezonda öyle parlak bir lig tablosu beklemiyor bizi. Bir arkadasımın "bu uefa işi biliyor bi bildikleri vardıki bizi almadılar" sözüne gerçekten katılmaya başladım.. Beşiktaş bu yönetim ve bu teknik kadro ile çok ileri gidemez...

Büyük Üstad Mehmet Akif ERSOY

Bu gün blogumda meslektaşı olmaktan grur duyduğum Büyük Üstad Mehmet Akif Ersoy'u nacizane bilgilerimle size anlatmaya çalışacağım.
Mehmet Akif ERSOY bilindiği gibi şairliğinin yanında Veteriner Hekimliği mesleğini icra etmiştir.
Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının aralık ayında İstanbul'da, Fatih ilçesinin Karagümrük semtinde Sarıgüzel mahallesinde dünyaya geldi. Nüfusa kaydı, babasının doğumundan sonra imamlık yaptığı ve Âkif'in ilk çocukluk yıllarını geçirdiği Çanakkale'nin Bayramiç ilçesinde yapıldığı için nüfus kağıdında doğum yeri Bayramiç olarak görünür. Annesi Buhara'dan Anadolu'ya geçmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım; babası ise Kosova'nın İpek kenti doğumlu, Fatih Camii medrese hocalarından Mehmet Tahir Efendi'dir. Mehmet Tahir Efendi, ona doğum tarihini belirten "Ragif" adını verdi. Babası vefatına kadar Ragif adını kullansa da bu isim yaygın olmadığı için arkadaşları ve annesi ona "Âkif" ismiyle seslendi, zamanla bu ismi benimsedi. Çocukluğunun büyük bölümü annesinin Fatih, Sarıgüzel'deki evinde geçti. Kendisinden küçük, Nuriye adında bir kız kardeşi vardır.
İlk öğrenimine Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi’nde o zamanların adeti gereği 4 yıl, 4 ay, 4 günlükken başladı. 2 yıl sonra iptidai (ilkokul) bölümüne geçti ve babasından Arapça öğrenmeye başladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesi’nde başladı (1882). Bir yandan da Fatih Camii'nde Farsça derslerini takip etti. Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcada hep birinci oldu. Bu okulda onu en çok etkileyen kişi, dönemin "hürriyetperver" aydınlarından birisi olan Türkçe öğretmeni Hersekli Hoca Kadri Efendi idi.
Rüştiyeyi bitirdikten sonra annesi medrese öğrenimi görmesini istiyordu ancak babasının desteği sonucu 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisi’ne kaydoldu. 1888’de okulun yüksek kısmına devam etmekte iken babasını kaybetmesi ve ertesi yıl büyük Fatih yangınında evlerinin yanması aileyi yoksulluğa düşürdü. Babasının öğrencisi Mustafa Sıtkı aynı arsa üzerine küçük bir ev yaptı, aile bu eve yerleşti. Artık bir an önce meslek sahibi olmak ve yatılı okulda okumak isteyen Mehmet Âkif, Mülkiye İdadisi’ni bıraktı. O yıllarda yeni açılan ve ilk sivil veteriner yüksekokulu olan Ziraat ve Baytar Mektebi'ne (Tarım ve Veterinerlik Okulu) kaydoldu.
Dört yıllık bir okul olan Baytar Mektebi'nde bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa pozitif bilim sevgisi kazanmasında etkili oldu. Okul yıllarında spora büyük ilgi gösterdi; mahalle arkadaşı Kıyıcı Osman Pehlivan'dan güreş öğrendi; başta güreş ve yüzücülük olmak üzere uzun yürüyüş, koşma ve gülle atma yarışlarına katıldı; şiire olan ilgisi okulun son iki yılında yoğunlaştı. Mektebin baytarlık bölümünü 1893 yılında birincilikle bitirdi.
Mezuniyetinden sonra Mehmet Âkif, Fransızcasını geliştirdi. 6 ay içinde Kur'an'ı ezberleyerek hâfız oldu. Hazine-i Fünun Dergisinde 1893 ve 1894’te birer gazeli, 1895’te ise Mektep Mecmuası’nda "Kur'an'a Hitab", adlı şiiri yayınlandı, memuriyet hayatına başladı.
İstanbul'da rahat hareket etme olanağı kalmayan Mehmet Âkif, görevinden azledilmeden az önce oğlu Emin'i yanına alarak Anadolu’ya geçti. Sebil'ür-Reşad’ı Ankara’da çıkarması için Mustafa Kemâl Paşa'dan davet gelmişti. TBMM'nin açılışının ertesi günü olan 24 Nisan 1920 günü Ankara'ya vardı. Millî mücadeleye şair, hatip, seyyah, gazeteci, siyasetçi olarak katıldı. Ankara'ya varışından bir süre sonra ailesini de yanına aldırdı.
Ankara’ya geldiği günlerde, Mustafa Kemâl Paşa Konya vali vekiline telgraf göndererek Âkif’in Burdur milletvekili seçilmesini sağlamasını istemişti. Haziran ayında Burdur’dan, Temmuz ayında ise Biga’dan mebus seçildiği haberi meclise ulaştı. Âkif, Burdur mebusluğunu tercih etti. Böylece 1920-1923 yılları arasında vekil olarak I. TBMM’de yer aldı. Meclis kayıtlarında adı "Burdur milletvekili ve İslam şairi" olarak geçmektedir.
Ankara'ya varır varmaz ona verilen ilk görev, Konya Ayaklanması’nı önlemek için halka öğütler vermek üzere Konya’ya gitmekti, büyük gayretine rağmen Konya’da kesin bir sonuca ulaşamadı ve Kastamonu’ya geçti. Halkı düşmana direnişe teşvik için 1920 yılının Kasım ayında Kastamonu’daki Nasrullah Camisi'nde verdiği ateşli vaaz, Diyarbakır’da basıldı ve tüm vilayetlere ve cephelere dağıtıldı.
Âkif, Anadolu'ya geçerken Eşref Edip'e de arkasından gelmesini söylemişti. Eşref Edip, Sebil'ür-Reşad Dergisi'nin klişesini de alıp İstanbul'dan ayrıldı.Son olarak 6 Mayıs 1921 günü derginin 463. sayısını yayımlamışlardı. Âkif derginin 464-466. sayılarını Eşref Ediple beraber Kastamonu'da yayımladı, 464. sayı o kadar ilgi gördü ki birkaç kere basılıp Anadolu'ya ve askere dağıtıldı. 467. sayıdan itibaren yayıma Ankara'da devam ettiler. Derginin etkisi o kadar büyüktü ki, yaydığı yoğun duyguların hâkimiyetindeki Türk halkları etkilenmesinden korkan Rusya, gazetenin ülkeye girişini yasakladı.
1921'de Ankara'da Taceddin Dergahı'na yerleşen Mehmet Âkif, Burdur milletvekili olarak meclisteki görevine devam etmekteydi. O dönemde Yunanlıların Ankara'ya ilerleyişi karşısında meclisi Kayseri'ye taşımak için hazırlık vardı. Bunun bir dağılmaya yol açacağını düşünen Mehmet Âkif, Ankara'da kalınmasını, Sakarya'da yeni bir savunma hattı kurulmasını önerdi; teklifi tartışılıp kabul edildi.

Penceremden Görünenler...

Havaların yavaş yavaş soguması ile birlikte insanlar artık daha eve kapalı hale gelmeye başladı. Havaların soğuması insanları hem duygusal bağlamda hemde finansal olarak yıpratır. Soğuk insanların yasamlarını adetlerini falan etkiliyor bence . Mesela Sivas ve Erzurumda yasayan insanlar daha sert mizaçlı, belki sehirlerdende kaynaklanıyor olabilir.

15 Ekim 2012 Pazartesi

Blogumun İlk Yazısı...

            Merhaba ilk olarak bloguma hoş geldiniz . Blogumun ilk yazısını çalışmış olduğum özel bir veteriner kliniğinden yazıyorum. Belkide bir blog açmaya bu klinik sebep olmustur . Çok boş vaktim kalınca . Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben Ömer, 1988 Siirt doğumluyum. Sıcak bir salı günü doğmuşum. Aslen Ispartalıyım. Şu an için Ankarada ikamet ediyorum. Blogumda yapmak istediğim gördüğüm şeyler ve düşüncelerim hakkında yazılar yazmak ve sizinde bunlara küçük yorumlar yapmanızı istiyorum. Farklı konular ele almak istiyorum bir alandan yazmak bana göre değil belkide hiç bir alanda tam bir başarı elde edemediğim içindir. Söyleyeceklerime burda son veriyorum sağlıcakla ve esenlikle kalın...